Dinimizde Meditasyon Var mı? Bir Arayışın Hikâyesi Bazen insanın içindeki boşluk o kadar büyür ki, hiçbir şey onu dolduramaz gibi hissedersiniz. Kayseri’nin taş sokaklarında yürürken, insanların yüzlerine bakar, sabah namazını kılanları izler, bir köşe başındaki çayımlardan gelen sigara dumanına karşı nefes alırken o boşluğu bir türlü bulamıyorsunuz. Düşünceler nehrinizin taşıdığı çerçeveler giderek ağırlaşırken, bir an bir şeylerin eksik olduğunu fark ediyorsunuz. Belki de bir içsel huzura ihtiyacınız var, belki de dinin bu kadar içinde yaşarken ruhsal bir rahatlama arayışınız var. Ve bir gün, dinimizde meditasyon var mı diye soruyorsunuz. İşte bu yazı da böyle bir sorudan doğdu, bir arayıştan… Bedenim,…
Yorum BırakAda ve Konfor Yazılar
Kredi 1 Gün Gecikirse Ne Olur? Bir Gencin Gözünden Bir gün bir arkadaşım bana “Kredi borcunu ödeyemedin, 1 gün gecikirse ne olur?” diye sormuştu. O zamanlar krediyle ilgili pek bilgim yoktu. Sonuçta ben ekonomi okumuş, finansal veriyle ilgilenen bir insanım ama herkesin hayatı bambaşka. Bu soruyu duyduğumda, yıllar önce annemin bana söylediği bir şey geldi aklıma: “Hayatını krediye göre şekillendirme.” Ancak, bu söylediklerim kolay değil. Özellikle büyük şehirlerde yaşayan, iş güç derdine düşen ve bir şekilde tüketici kredilerine ihtiyaç duyan bir gençseniz, bazen bu borçlarla yüzleşmek zorunda kalabiliyorsunuz. Benim adım Ahmet, 25 yaşında Ankara’da yaşıyorum. Kredi kartı borcunun 1 gün…
Yorum BırakGüç ve Işığın Pedagojik Yansıması: Öğrenmenin Parlaklığı Öğrenme, hayatın her anında kendini gösteren bir ışık gibi, zihnimizde ve toplumda yayılan bir enerjiye benzer. Her yeni bilgi, bir ışık huzmesi gibi kavrayışımızı aydınlatır; ancak bu ışığın şiddeti, sadece bilgi miktarına değil, aynı zamanda öğrenme sürecine ve yaklaşımımıza bağlıdır. Peki, güç miktarı arttıkça ışık şiddeti artar mı? Bu soruyu pedagojik bir perspektiften ele almak, sadece fiziksel bir metafor değil; öğrenmenin derinliklerine dair anlamlı bir sorgulamayı da beraberinde getirir. Öğrenme Teorileri ve Işığın Gücü Pedagoji, insan öğrenmesini anlamak için geliştirilmiş kuramsal çerçevelerle doludur. Jean Piaget’in bilişsel gelişim kuramı, bilgiyi işleme kapasitemizin yaş ve…
Yorum Bırak12 Yaşındaki Çocuğun Altını Islatması: Antropolojik Bir Keşif Farklı toplumları, ritüelleri, sembolleri ve akrabalık yapılarını gözlemlediğinizde, en basit görünen davranışların bile derin anlamlar taşıdığını fark edersiniz. Bir çocuğun altını ıslatması gibi bir konu, antropoloji perspektifiyle ele alındığında yalnızca tıbbi veya psikolojik bir olgu değil; kültürel, sosyal ve ekonomik bağlamlarla iç içe geçmiş bir durum olarak ortaya çıkar. Bu yazıda, 12 yaşındaki çocuk neden altını ıslatır? kültürel görelilik ve kimlik kavramları etrafında bir antropolojik yolculuğa çıkacağız. Amacımız, farklı kültürlerde çocuk gelişimi ve toplumsal normları anlamak için disiplinler arası bir çerçeve sunmaktır. Kültürel Görelilik ve Çocuk Gelişimi Antropolojide kültürel görelilik, bir davranışı…
Yorum BırakHamilelikte Sos Yenir Mi? Bazen küçük bir soru, kocaman bir merak yaratır. Mesela, hamilelikte sos yenir mi? Tıpkı, “Acaba cips sağlıklı mı?”, “Çikolata çocuk için iyi mi?” gibi, aslında basit ama bir o kadar da kafa karıştırıcı bir soru. Geçenlerde ofiste bir arkadaşım hamile olduğunu söylediğinde, hemen bu tarz soruların hepsi aklıma geldi. Sadece hamileliğe dair değil, her konuda meraklar peşinden sürükler insanı. Bu yazıda, hamilelikte sos tüketmenin sağlık üzerindeki etkileri ve bu konuda doğru bilinen yanlışlar üzerine konuşacağım. Kendi gözlemlerim, istatistikler ve uzman görüşleriyle harmanlanmış bir yazı olacak. Sosların içeriği: Ne var içinde? Hamilelikte sos tüketimiyle ilgili konuşmadan önce,…
Yorum BırakGünlükte Ne Yazabiliriz? Farklı Yaklaşımlarla İncelemek Günlük Tutmanın Bilimsel Boyutu: Bir Mühendis Perspektifi Günlük tutmak, çoğu zaman kişisel bir etkinlik olarak algılansa da, aslında oldukça derin ve bilimsel bir bakış açısıyla ele alınabilecek bir konu. İçimdeki mühendis bunu şöyle değerlendiriyor: “Günlük, bir tür veri toplama aracıdır. Duygular, düşünceler ve yaşananlar belirli bir düzen içinde kaydedilirse, bunlar zaman içinde analiz edilebilir. Bu da kişinin kendi iç dünyasında verimli bir analiz yapmasına yardımcı olur.” Bunu biraz daha açalım: Günlük yazmak, insan zihninin nasıl çalıştığını anlamada bir tür laboratuvar gibidir. Duygusal dalgalanmalar, bilinçaltı düşünceler, dış dünyaya karşı tepkiler… Bütün bunlar birer veri noktası…
Yorum BırakSelfie Çekerken Nereye Bakılmalı? Geleceğin İletişim ve İmaj Anlayışı Üzerine Düşünceler Giriş: Yeni Nesil İletişimin Vazgeçilmezi: Selfie Bir zamanlar yalnızca turistlerin veya sosyal medyayı abartanların yaptığı bir şey olarak görülen selfie çekme, şimdi hayatımızın her anında var. Teknolojik gelişmeler, akıllı telefonların ve sosyal medya platformlarının hızla yayıldığı bir dünyada, selfie çekme alışkanlığı artık sadece bir eğlence değil, iletişimin, kendini ifade etmenin, hatta kariyer planlamasının da bir aracı haline geldi. Ama bu kadar yaygınlaşan ve önemli bir hal alan bu yeni alışkanlıkla ilgili temel bir soruya odaklanalım: Selfie çekerken nereye bakılmalı? Bu soru, aslında sadece estetik bir tercihten çok daha fazlasını…
Yorum BırakGri Koltuklara Hangi Renk Berjer Gider? Hayatımda bir dönüm noktasıydı. Gri koltukları alırken kimse bana bu soruyu sormamıştı: “Peki, ya bu gri koltuklara hangi renk berjer gider?” Evet, siz de haklısınız. Bunu ne zaman düşündüm diye soracak olursanız, tam da geçen hafta arkadaşlarımı evime davet ettiğimde aklıma geldi. Ama öyle anlık bir şey değildi, hayır. Bu soruyu gündüz vakti, oturma odasında bir fincan kahve içerken düşündüm. Her şeyde olduğu gibi, işler birdenbire karmaşıklaşabiliyor. Yani bir yanda gri koltuklarım, diğer yanda berjer eksikliği. O an fark ettim ki, gri bir koltuğun yalnızca kumaşı değil, renginin de yaşam alanınızı ne kadar etkilediğini…
Yorum BırakEdebiyatın Işığında İthalat Rejimi Her kelime, her cümle bir dünyayı taşır; edebiyat, bu dünyaları kurar ve yıkar, bir bakış açısıyla ekonomik terimleri bile insan ruhunun aynasında yeniden okutur. “İthalat rejimi” kavramı, ekonomi literatüründe, bir ülkenin dışarıdan mal girişini düzenleyen kurallar, yasalar ve uygulamalar bütünü olarak tanımlanır. Ancak edebiyat perspektifinden bakıldığında, bu teknik tanımın ötesinde bir anlam doğar: sınırlamalar, kapılar, engeller ve izinler, yalnızca malın değil, kültürün, bilginin ve bireysel deneyimlerin de metaforik yansımalarıdır. Kelimelerin gücü, anlatıların dönüştürücü etkisi, bu olguyu sıradan bir idari terim olmaktan çıkarıp, insan ruhunun derinliklerine açılan bir kapı haline getirir. Anlatının Kapıları: İthalat Rejimi Bir Metafor…
Yorum BırakÖzengi Anlamı Ne Demek? Öğrenmenin Dönüştürücü Gücü ile Pedagojik Bir Giriş Hayat boyu süren öğrenme yolculuğunda, bazen dilin derinliklerinde saklanan kelimeler bize yeni kapılar aralar. “Özengi” de bu kelimelerden biri. Birçoğumuz günlük dilde nadiren duysak da, eğitim ve pedagojik düşünce bağlamında özenginini anlamı, öğrenmenin temellerini kavramamızda güçlü bir metafor sunar. Bu yazıda, özengi kavramını sadece anlamıyla sınırlı bırakmayacağız; öğrenme teorilerinden öğretim yöntemlerine, teknolojinin eğitime etkisinden pedagojinin toplumsal boyutlarına kadar geniş bir perspektiften tartışacağız. Okuyucuyu kendi öğrenme deneyimlerini sorgulamaya, derin düşünmeye ve dönüştürücü öğrenme pratiklerini keşfetmeye davet edeceğiz. Özengi, bir nesnenin kendi etrafında dönebilmesini sağlayan bir tür menteşe ya da pivot…
Yorum Bırak