Geceye Hazırlık ve İçimde Biriken Sessizlik
O gün Kayseri’nin soğuğu her zamankinden daha keskin hissettiriyordu kendini. Sanki şehir bile yaklaşan geceyi biliyor da biraz daha ağır nefes alıyordu. Günlüğümün sayfalarını karıştırırken elim bir anda durdu. Çünkü o satırların arasında hep aynı tarih dönüp duruyordu: kına gecesinin tarihi.
Küçüklüğümden beri kına gecelerine uzaktan bakmayı severdim. O kırmızı ışıklar, türküler, kadınların bir araya geldiğinde oluşturduğu o tuhaf ama güçlü enerji… Hep “bir gün ben de böyle hissedecek miyim?” diye sorardım kendime. İşte o gün, o soru artık teorik değil, gerçeğin tam ortasındaydı.
Ama içimde başka bir şey daha vardı. Söylemesi bile zor, biraz utanç, biraz çekingenlik, biraz da kafa karışıklığı… Çünkü aklımı kemiren o soru dönüp duruyordu: Adetliyken kına yakılır mı?
Bunu ilk düşündüğümde kendime kızmıştım. Böyle bir günde bile bedenimi mi düşünecektim? Ama ne kadar kaçarsam kaçayım, o soru bir gölge gibi peşimden geliyordu.
Hazırlıkların İçindeki Sessiz Çatlak
Evde hareketlilik başlamıştı. Annem mutfakta koşturuyor, halam sürekli “eksik bir şey kalmasın” diye liste kontrol ediyordu. Ben ise odanın köşesinde, herkesin arasına karışamayan bir düşünce gibi duruyordum.
Bir yandan heyecanlıydım, bunu inkâr edemem. Kına gecesi benim için çocukluktan beri büyülü bir şeydi. Ama diğer yandan bedenimin bana oynadığı küçük bir oyun vardı ve bu oyunun zamanlaması hiç de iyi değildi.
Birkaç kez lavaboya gidip aynaya baktım. Kendime kızdım, sonra sustum. Sonra tekrar kızdım. Çünkü içimde bir yer, “neden bu?” diye isyan ediyordu. Ama başka bir yer de fısıldıyordu: “Bu da hayatın bir parçası.”
Tam o sırada annem kapıyı araladı.
“İyi misin?” dedi.
Sesindeki ton çok tanıdıktı. Yargı yoktu, sadece merak vardı. Ama ben yine de tam cevap veremedim.
“İyiyim… sadece biraz dalgınım.”
O an içimde sakladığım soruyu ona söylemek istedim. Ama kelimeler boğazımda düğümlendi. Çünkü o soru basit değildi benim için: Adetliyken kına yakılır mı?
Geleneklerle İçimde Çarpışan Sesler
Kayseri’de büyüyen biri olarak geleneklerin ne kadar güçlü olduğunu bilirsin. Özellikle kına gecesi gibi bir şey söz konusuysa, herkesin bir fikri vardır. Herkesin bir “doğrusu” vardır.
Ama benim içimdeki dünya o kadar net değildi.
Bir yandan büyüklerimin söyledikleri vardı: “Böyle günlerde dikkat edilir.”
Bir yandan arkadaşlarımın daha modern yaklaşımı: “Bunun bir önemi yok.”
Ben ise tam ortada kalmıştım. Sanki iki farklı dünyanın arasında sıkışmış gibiydim.
O sırada kuzenim içeri girdi. Elinde kırmızı tül bir kına elbisesi vardı. Gözleri parlıyordu.
“Bugün çok güzel olacaksın,” dedi.
O cümleyi duyunca içim ısındı ama aynı anda bir şey de kırıldı. Çünkü ben güzel hissetmiyordum. Ya da en azından eksiksiz hissetmiyordum.
İşte o an yine aynı soru zihnime çarptı: Adetliyken kına yakılır mı?
Sanki bu soru sadece fiziksel bir durum değil, aynı zamanda duygusal bir eksiklikti.
Gece Yaklaşırken İçimdeki Fırtına
Kibrisoteller’ya hoş geldiniz. Bu yazımızda merak ettiğiniz “Adetliyken kına yakılır mı” konusunu sizin için araştırdık.
Akşam yaklaşırken evin sesi değişti. Kahkahalar arttı, müzik denemeleri başladı, odalar dolup taşmaya başladı. Ama ben hâlâ kendi iç sesimin içinde sıkışıp kalmıştım.
Oturup biraz nefes almaya çalıştım. Ama her nefesimde aynı düşünce geri geliyordu.
“Bunu kimseye söylemeli miyim?”
“Bu geceyi böyle yaşamak doğru mu?”
“Adetliyken kına yakılır mı gerçekten?”
Bir ara telefonuma baktım. İnternette bu sorunun cevabını aramak bile bana tuhaf geldi. Çünkü aslında aradığım şey bilgi değildi. İçimdeki huzursuzluğu susturacak bir onaydı.
Ama hiçbir cevap o boşluğu doldurmuyordu.
Tam o sırada en yakın arkadaşım geldi. Kapıdan içeri girer girmez beni süzdü.
“Sen iyi değilsin,” dedi direkt.
İnkar etmedim.
Bir süre sessiz kaldım. Sonra ilk kez o soruyu sesli söyledim:
“Adetliyken kına yakılır mı?”
Bunu söylediğim an yüzüm kızardı. Sanki çok kişisel bir şeyi açık etmişim gibi hissettim. Ama o sadece omuzlarını silkti.
“Bunun seni bu kadar sıkmasına gerek yok,” dedi.
Ama mesele basit değildi. Benim için sadece bir gelenek meselesi değildi. Kendimi eksik hissetme meselesiydi.
Kına Elbisesi ve Aynadaki Yabancı
Hazırlık odasına girdiğimde kırmızı elbise yatağın üstünde duruyordu. Sanki beni bekliyordu ama ben ona yetişemiyordum.
Elbiseyi elime aldım. Kumaşı yumuşaktı ama içimde sert bir şey vardı.
Aynaya baktım.
O an kendime yabancı hissettim.
“Bugün mutlu olman gerekiyor,” dedim içimden.
Ama içimden gelen cevap daha dürüsttü:
“Ben şu an sadece yoruldum.”
Ve yine o soru… sanki aynanın içinde bile yankılandı: Adetliyken kına yakılır mı?
Kına Gecesinin İçinde Kırılan ve Onaran Anlar
Gece başladığında ışıklar değişti. Her şey olması gerektiği gibi ilerliyordu. Müzik yükseldi, kadınlar etrafımı sardı, ellerime kına hazırlıkları yapıldı.
Ama içimde bir şey hâlâ tam yerinde değildi.
Otururken ellerime bakıyordum. Sanki o kırmızı renk sadece dışarıya değil, içime de işleyecekmiş gibi hissediyordum.
Tam o sırada halam yanıma geldi.
“Ne düşünüyorsun?” dedi.
Gözlerim doldu ama tutmaya çalıştım.
“Bilmiyorum,” dedim. “Bir garip hissediyorum.”
O an ilk kez kimse bana nasihat vermedi. Kimse beni düzeltmeye çalışmadı. Sadece yanımda oturdu.
Ve bu, düşündüğümden daha çok şey ifade etti.
O sessizlikte, içimdeki soru biraz daha yumuşadı. Ama tamamen kaybolmadı.
Kına Yakılırken İçimdeki Çatışma
Kına hazırlandığında herkes etrafıma daha da yaklaştı. O an bir ritüelin içindeydim ama zihnim hâlâ ikiye bölünmüştü.
Bir tarafım “bu gece özel” diyordu.
Diğer tarafım “sen eksiksin” diye fısıldıyordu.
Ve yine o soru:
Adetliyken kına yakılır mı?
Ama bu kez farklıydı. Bu soru artık bir araştırma değil, bir duyguydu. Kendimi kabul edip edememekle ilgiliydi.
Kına ellerime sürüldüğünde sıcaklığı hissettim. İlk başta garipti. Sonra o sıcaklık yayılmaya başladı. Sanki sadece elime değil, içimdeki sıkışmışlığa da dokunuyordu.
O an ağlamaya başladım.
Sessizce.
Kimseye açıklama yapmadan.
Gecenin Sonunda İçimde Kalan
İlginizi Çekebilecek İçerik: Adana kebap ile Urfa kebap arasında ne fark var ?
Gece bittiğinde dışarı çıktım. Kayseri’nin soğuğu yine yüzüme vurdu. Ama bu kez farklıydı. İçimdeki ağırlık biraz hafiflemişti.
Yine de o soru tamamen gitmemişti.
Çünkü bazı sorular cevaplanmaz. Bazıları sadece yaşanır.
Adetliyken kına yakılır mı?
Belki evet, belki hayır. Ama o gece öğrendiğim şey şu oldu: asıl mesele kınanın kendisi değil, insanın kendini nasıl hissettiği.
Ben o gece eksik değildim. Sadece insandım.
Ve bazen insan olmak, bütün cevaplardan daha gerçek bir şeydir.
Bu yazımızda “Adetliyken kına yakılır mı” konusunu tüm detaylarıyla ele aldık. Kibrisoteller sayfamızı takip etmeye devam edin!